Türkiyenin ilk yerellerin onayından geçen en iyi günübirlik turlar Yerel uzmanların seçimi, gezginlerin tercihi
Sultanahmet Meydanı Gezi Rehberi: Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun
Rehber

Sultanahmet Meydanı Gezi Rehberi: Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun

Sultanahmet Meydanı gezisi bilet, kuyruk ve kapanış saati sorunu olmayan kısa bir programdır: meydan gün boyu açık kamusal bir alandır ve üç antik anıt aynı hat üzerinde, kuzeyden güneye sıralanır. Kuzey uçtaki Alman Çeşmesi'nden başlarsanız önce Dikilitaş, birkaç adım sonra Yılanlı Sütun, hattın sonunda Örme Sütun gelir. Üçünün de kaidesi bugün yürüdüğünüz zeminin altında, taş duvarlı çukurların içinde kalır. Bu rehber meydanı dağınık bir mekan listesi gibi değil, bir hat ve bir kot farkı olarak anlatır: hangi anıtta neye bakılacağı, zeminin neden yükseldiği, yürüyüşün kaç dakika sürdüğü ve bu kısa duruşun güne nasıl oturduğu.

Hızlı Bilgiler

Konu Bilgi
Konum Fatih ilçesi, Sultanahmet; Sultanahmet Camii'nin batısındaki açık alan
Ziyaret düzeni Kamusal meydan; giriş kapısı, bileti ve kapanış saati bulunmaz
Anıt hattı Kuzeyden güneye Alman Çeşmesi, Dikilitaş, Yılanlı Sütun, Örme Sütun
Zemin farkı Roma dönemi pist kotu, bugünkü yüzeyin yaklaşık 4,5 metre altında
Ulaşım T1 Kabataş-Bağcılar tramvayı, Sultanahmet istasyonu (Gülhane ile Çemberlitaş arasında)
Batı sınırı Türk ve İslam Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı), muze.gov.tr kaydında her gün açık
Koruma statüsü UNESCO Dünya Mirası listesindeki İstanbul'un Tarihi Alanları kapsamında (1985)
Anıt hattı için süre Kuzey uçtan başlayarak yaklaşık 45 dakika ile 1 saat

Meydanda Ne Görülür: Çukurdaki Üç Anıt ve Aralarındaki Hat

Meydanda gözünüzü yukarı değil aşağı çevirmeniz gerekir. Anıtların üçü de Roma hipodromunun orta bariyeri olan spina ekseni üzerinde durur; ancak o eksen bugünkü yüzeyin değil, yaklaşık 4,5 metre altındaki yarış pisti kotunun eksenidir. Yıkılan yapıların molozu, yangın külü ve dolgu yüzyıllar içinde zemini yükseltmiş, kaideler aşağıda kalmıştır. Kazılarla açılan taş duvarlı çukurlar bu farkı görünür kılar: korkuluğa yaklaşıp aşağı baktığınızda anıtın gerçek başlangıç noktasını görürsünüz. Yarımadanın çekirdeğinde rehber eşliğinde yürüyen programları karşılaştırmak isteyenler İstanbul şehir merkezi kültür turları sayfasına bakabilir.

Dikilitaş (Theodosius Obeliski)

Dikilitaş, meydanın kuzey yarısındaki pembe granit anıttır ve hikayesi iki ayrı çağa yayılır. Yekpare gövde Mısır'da, Karnak için yontulmuştur; İstanbul'a getirilip hipodroma dikilmesi ise MS 390'da İmparator I. Theodosius döneminde gerçekleşmiştir. Gövdenin dört yüzünde firavun III. Thutmose'nin seferlerini ve tanrı Amon-Ra'ya sunduğu adakları anlatan hiyeroglifler kesintisiz uzanır. Kaynaklarda gövde yüksekliği 18,5 ile 19,6 metre arasında verilir; kaidesiyle birlikte anıt yaklaşık 25 metreye ulaşır.

Asıl ayrıntı aşağıdadır. Anıtın oturduğu mermer kaidenin dört yüzünde imparator, ailesi ve saray erkanı locada yarış izlerken, yabancı elçiler hediye sunarken ve anıtın dikilişinde kullanılan çıkrık düzeni işlenmiştir. Kaidede Latince ve Grekçe iki ayrı kitabe bulunur ve dikme işinin kaç günde bittiğine dair verdikleri sayı birebir örtüşmez; bu ayrım, 4. yüzyıl sonunda başkentin iki dilli idari yapısının taşa yansımış halidir. Kabartmalar çukurun içinde kaldığı için ancak korkuluktan eğilerek okunabilir.

Yılanlı Sütun

Yılanlı Sütun, Dikilitaş'ın birkaç adım güneyinde duran, birbirine dolanmış üç yılan gövdesinden oluşan bronz anıttır. Özgün işlevi zafer sunusudur: MÖ 479'daki Plataea Savaşı'nda Pers ordusunu yenen Yunan şehir devletleri, ganimetten döktükleri anıtı Delphi'deki Apollon Tapınağı'na dikmiş, gövdeye savaşa katılan otuz bir şehrin adını yazdırmıştır. Anıtın Konstantinopolis'e getirilişi MS 324'e, kentin başkent olarak kurulduğu döneme tarihlenir; yani meydandaki hattın Mısır'dan sonraki ikinci ithal parçasıdır.

Anıt resmi tanıtım sayfasında sekiz metre yüksekliğinde bir sütun olarak tanıtılır; ancak bugün ayakta kalan bölüm bu ölçünün altındadır, çünkü üstteki altın kazanı taşıyan üç yılan başı yerinde değildir. Başların gövdeden kopması kaynakların çoğunda 1700 yılına tarihlenir; bir başa ait parça İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonundadır. Müzenin salonları dönem dönem restorasyona alındığı için parçanın sergide olup olmadığını gitmeden önce müzenin kendi duyurusundan kontrol edin.

Örme Sütun

Meydanın güney ucundaki Örme Sütun adını gövdesindeki kesme taş örgüden alır ve yaklaşık 32 metrelik yüksekliğiyle hattın en iri kütlesidir. Yapının özgün tarihi kesinleşmiş değildir; kaidesindeki yazıt, 10. yüzyılda İmparator VII. Konstantinos'un anıtı onarttığını ve yaldızlı bronz levhalarla kaplattığını kaydeder.

Taş yüzeydeki düzenli delik sıraları o levhaların çakıldığı yuvalardır: anıt çıplak değil, soyulmuş haldedir. Levhalar 1204'teki Dördüncü Haçlı Seferi sırasında sökülüp eritilmiştir. Aynı yağmada hipodromdaki dört bronz at heykeli de gemiyle Venedik'e taşınmış ve San Marco Bazilikası'nın cephesine yerleştirilmiştir; meydandaki boşluğun bir bölümü bu taşınan parçalara aittir.

Alman Çeşmesi ve Milyon Taşı

Hattın kuzey ucundaki sekizgen kubbeli yapı Alman Çeşmesi'dir; Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Sultan II. Abdülhamid'e hediyesi olarak 1901'de açılmıştır. Kubbenin altına girip yukarı bakın: altın mozaik zemin ve iki hükümdarın monogramları oradadır. Çeşme, meydandaki hattın Roma değil 20. yüzyıl başı ucudur ve gezinin kronolojik olarak en genç durağıdır.

Meydanın kuzeydoğu köşesinden Ayasofya yönüne birkaç adım atarsanız kaldırım kenarında Milyon Taşı'nın kalan parçasını görürsünüz. Doğu Roma'da imparatorluk yollarının başlangıç noktası buradaydı ve diğer kentlerin başkente uzaklığı bu noktadan ölçülürdü. Aynı köşe Yerebatan Sarnıcı'nın çıkışına da bakar; yer altına inmeyi aynı güne koyacaksanız Yerebatan Sarnıcı ziyareti için ayrı bilet ve sıra düzeni olduğunu hesaba katın.

Sphendone: Güney Ucun Altındaki Duvar

Meydanın güney ucunda zemin belirgin biçimde alçalır. Bu eğimin altında, hipodromun yarım daire biçimli güney ucunu taşıyan devasa altyapı duvarı Sphendone durur. Hipodromun yapımına 200 yılı dolaylarında İmparator Septimius Severus döneminde başlandığı, yapının 324 ile 337 arasında Konstantinos tarafından büyütüldüğü kabul edilir. Seyirci kapasitesi kaynağa göre değişir: uzman görüşüne dayanan haber metinlerinde 30 ile 40 bin kişi denirken, resmi tanıtım sayfasında 100 bin kişilik bir yapıdan söz edilir.

Sphendone'nin üzerinde bugün Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Marmara Üniversitesi'ne ait yapılar bulunur ve duvarın içi ziyarete açık değildir. Kavisi güney uçtan aşağı bakarak fark edersiniz; aynı yamacın alt kotunda Küçük Ayasofya Camii çevresine inen sakin sokaklar başlar.

Anıt Malzeme ve ölçü Kökeni ve meydana geliş tarihi Yerinde bakılacak ayrıntı
Dikilitaş Pembe granit; kaidesiyle yaklaşık 25 metre Karnak'ta yontuldu, MS 390'da dikildi Dört yüzdeki hiyeroglifler ve kaidedeki yarış sahnesi
Yılanlı Sütun Bronz döküm; resmi tanıtımda sekiz metre, kalan bölüm daha kısa MÖ 479 Plataea sunusu, MS 324'te getirildi Sarmal gövde ve başların koptuğu üst uç
Örme Sütun Kesme taş örgü; yaklaşık 32 metre Yazıt 10. yüzyıl onarımını kaydeder Bronz levhaların söküldüğü montaj delikleri
Alman Çeşmesi Sekizgen kubbe, altın mozaik 1901'de açıldı Kubbe içindeki mozaik ve iki monogram

Aynı Zemin Yarış, İsyan ve Şenlik Gördü

Meydanın bugünkü sakin görüntüsü, üzerinde yürüdüğünüz zeminin kaç farklı işlev üstlendiğini gizler. Anıtlar yerinde kaldı, çevrelerindeki kalabalığın niteliği değişti.

Dönem Meydanın işlevi Bugün ne kaldı
Roma ve erken Doğu Roma Araba yarışı pisti, spina üzerinde anıt dizisi Anıtların çukurdaki kaideleri ve güney uçtaki kot farkı
6. yüzyıl Taraftar gruplarının toplandığı siyasi alan Yazılı kaynaklar; tribünlerden ayakta yapı kalmadı
Osmanlı dönemi At Meydanı: cirit, şenlik ve düğün alanı İbrahim Paşa Sarayı cephesi ve şenlik minyatürleri

Nika Ayaklanması ve Kapatılan Kapılar

MS 532'de patlak veren Nika Ayaklanması, hipodromun yarış taraftarı gruplarının vergi düzenine ve yönetime karşı birleşmesiyle başlamış, isyancılar kentin büyük bölümünü yakmış ve hipodromda yeni bir imparator ilan etmiştir. Ayaklanma, imparatorluk ordusunun hipodromun çıkış kapılarını tutmasıyla bastırılmıştır; kaynaklar alan içinde otuz binin üzerinde ölüden söz eder. Bugün o kapılardan ayakta bir örnek yoktur, bu yüzden olayı anlatan iz meydanın yapısı değil ölçeğidir: yaklaşık 450 metre uzunluğunda ve 130 metre genişliğindeki alanın tamamı aynı anda kalabalıklaşabiliyordu.

At Meydanı: Minyatürlerdeki Aynı Üç Anıt

Fetihten sonra yarış işlevi sona ermiş, alan At Meydanı adıyla kentin ana açık alanı olmayı sürdürmüştür. 1582'de III. Murad'ın şehzadesi için düzenlenen sünnet şenliği Surname-i Hümayun'da resmedilmiştir; minyatürlerde geçit yapan lonca alaylarının arkasında Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun bugünkü sırayla görünür. Bu ad hâlâ yaşıyor: meydanın batı kenarındaki Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nin resmi adresi At Meydanı Sokak'tır ve müzenin bulunduğu mahallenin adı da Binbirdirek'tir.

Sultanahmet Meydanı'na nasıl gidilir ve nereden başlanır?

T1 Kabataş-Bağcılar tramvay hattının Sultanahmet istasyonu meydanın kuzey ucuna açılır; istasyon hat üzerinde Gülhane ile Çemberlitaş arasındadır. Bu çıkış noktası gezinin yönünü de belirler: istasyondan meydana girdiğinizde önce hattın 20. yüzyıl ucundasınız, güneye yürüdükçe taşın yaşı büyür.

  1. T1 tramvayında Sultanahmet istasyonunda inin; hat 06.00 ile 00.00 arasında işler.
  2. İstasyondan meydanın kuzey ucuna yürüyün ve Alman Çeşmesi'nin kubbesinin altına girip mozaiğe bakın.
  3. Güneye dönüp Dikilitaş'ın çukuruna gelin, kaidenin dört yüzünü dolaşarak kabartmaları sırayla okuyun.
  4. Birkaç adım güneydeki Yılanlı Sütun'un çukuruna geçin ve gövdedeki sarmalı yukarıdan izleyin.
  5. Hattın sonundaki Örme Sütun'a ulaşın, taş yüzeydeki delik sıralarını yakından inceleyin.
  6. Güney uçta zeminin alçaldığı noktadan Sphendone kavisine bakın; batı kenardaki Türk ve İslam Eserleri Müzesi bu noktadan birkaç adım ötededir.

Denizden Gelenler: Eminönü'nden Üç Durak

Günün deniz ayağını meydana bağlayacaklar için kara girişi Eminönü'dür: iskeleden çıkıp aynı meydandaki T1 durağına binersiniz, Sirkeci ve Gülhane'den sonra üçüncü durak Sultanahmet'tir. Boğaz ya da Haliç hattından dönen bir program bu şekilde raylı hatta bağlanır; meydan yürüyerek gezildiği ve kapanış saati olmadığı için günün sonuna da kalabilir.

Çatısız Bir Meydanda Işık ve Mevsim

Meydan bir bina değildir: gölge veren revak, kapalı salon ya da yağmurda sığınılacak avlu bulunmaz. Bu yüzden mevsim tercihi burada konfordan çok görüş meselesidir, çünkü anıtların okunabilirliği doğrudan ışığa bağlıdır.

Dönem Açık alanda koşullar Anıt okumasına etkisi
Nisan-haziran Sıcak henüz sertleşmemiştir, gün uzar Sabah ışığı kaide kabartmalarını yandan aydınlatır
Temmuz-ağustos Gölge veren yapı yoktur, öğle saatleri zorlar Dik ışık rölyefin derinliğini siler, erken saat gerekir
Eylül-ekim Sıcak düşer, kalabalık hafifler Yumuşak ışık granit ve bronz dokusunu ayırt ettirir
Kasım-mart Yağmur ve rüzgar doğrudan hissedilir Islak granitte hiyeroglif hatları belirginleşir

Kabartmaları Okumak İçin Hangi Işık Gerekir

Dikilitaş kaidesindeki figürler alçak rölyeftir; yüzeye dik gelen öğle ışığı gölgeyi kaldırdığında sahne düzleşir ve elçiler ile seyirciler birbirinden ayırt edilemez. Sabahın ilk saatleri ile akşamüstü, ışığın yandan geldiği ve kabartmanın derinlik kazandığı iki penceredir. Akşam saatlerinde anıtlar ve çevre yapılar aydınlatıldığı için kadraj değişir: gündüz taşın dokusuna, akşam siluete bakarsınız.

Sultanahmet Meydanı gezisi ne kadar sürer?

Kuzey uçtan başlayıp üç anıtı, Alman Çeşmesi'ni ve Dikilitaş kaidesindeki kabartmaları görmek yaklaşık 45 dakika ile 1 saat alır; kitabeleri okumak ve fotoğraf çekmek bu süreyi biraz uzatır. Meydan bu ölçüsüyle günün ana durağı değil, iki durak arasındaki bağlantı halkasıdır.

Meydanın içinde kafe, gişe ya da emanet dolabı yoktur; oturma bankları ile havuz çevresi mola için kullanılır, yeme içme hattı meydanın dışındaki caddelerde başlar. Ücret tarafındaki ayrım nettir: meydana girmek ve anıtları dışarıdan incelemek ücretsizdir, çevredeki kapalı yapılar kendi tarifelerine tabidir. Türk ve İslam Eserleri Müzesi meydanın batı sınırındadır ve muze.gov.tr kaydında 09.00 ile 18.45 arasında, haftanın her günü ziyarete açıktır.

Kuzeydoğudaki Ayasofya'nın katmanlı geçmişi gibi çevredeki büyük yapılarda bilet tarifesi ziyaretçi tipine göre bölünür: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, MüzeKart sahibi ve yabancı ziyaretçi ayrı satırlarda yer alır. Bütçeyi kurarken bu bölünmeyi hesaba katın, rakamı da gireceğiniz yapının kendi sayfasından alın. Meydanı rehberli bir programın içinde görmeyi düşünenler İstanbul kültür turları seçeneklerini karşılaştırabilir.

Meydanda İşe Yarayan Küçük Kurallar

Açık alan gezisinin kendine özgü ayrıntıları vardır; aşağıdaki başlıklar yürüyüşü kolaylaştırır.

  • Çukur korkuluklarına yaslanmayın ve içeriye bir şey düşürmeyin; kaide alanına iniş yoktur.
  • Anıt gövdelerine dokunmayın, granit ve bronz yüzeylerde eski ziyaretçi kazımaları zaten yeterince fazladır.
  • Meydanda gölge bulunmaz; yazın şapka ile su, kışın rüzgar geçirmeyen bir dış katman işinizi kolaylaştırır.
  • Zemin taş döşelidir ve güneye doğru eğim kazanır, düz tabanlı ayakkabı yürüyüşü rahatlatır.
  • Kalabalık saatlerde korkuluk çevresi tıkanır; hattı güneyden kuzeye ters yönde yürümek sırayı açar.
  • Kaide kabartmalarını çekerken gövdeyi değil çukurun içini kadraja alan bir açı arayın.

Toparlarsak: Meydanı Bir Hat Olarak Okumak

Sultanahmet Meydanı gezisi dört yapıyı sırayla görmekten ibaret değildir; kuzeyden güneye uzanan aynı hat üzerinde Mısır'ın firavun çağı, klasik Yunan dünyası, Doğu Roma ve 20. yüzyıl başı yan yana durur. Kot farkını baştan bilirseniz çukurlar bir eksiklik değil, meydanın asıl anlatısı haline gelir. Meydanın doğusundaki Sultanahmet Camii ve kuzeyindeki Topkapı Sarayı da 1985'te listelenen aynı UNESCO bileşen alanı içinde yer alır, dolayısıyla bu kısa yürüyüş günün geri kalanına doğal biçimde bağlanır.

Sık Sorulan Sorular 5

Sultanahmet Meydanı'na giriş ücretli midir?

Hayır. Meydan kamuya açık bir kentsel alandır; giriş kapısı, bileti ve kapanış saati bulunmaz, anıtlar dışarıdan serbestçe incelenip fotoğraflanabilir. Meydanı çevreleyen kapalı yapılar ise kendi tarifelerine tabidir ve bu tarifelerde ziyaretçi tipine göre ayrı satırlar yer alır.

Sultanahmet Meydanı'ndaki anıtlar neden çukurun içinde duruyor?

Anıtlar yerinden oynamadı, zemin yükseldi. Roma dönemindeki yarış pisti kotu bugünkü yüzeyin yaklaşık 4,5 metre altındadır; moloz, kül ve dolgu yüzyıllar içinde meydanı yukarı taşımıştır. Kazılarla açılan taş duvarlı çukurlar, kaidelerin özgün oturma seviyesini görünür tutmak için bırakılmıştır.

Dikilitaş'ı kim, ne zaman diktirmiştir?

Granit gövde Mısır'da, Karnak için firavun III. Thutmose adına yontulmuştur. Hipodromun spina ekseni üzerine dikilmesi ise MS 390'da İmparator I. Theodosius döneminde gerçekleşmiş, kaidedeki kabartmalarla bu dikiliş sahnesi taşa işlenmiştir.

Yılanlı Sütun'un yılan başları nerede?

Üç baş bugün gövdenin üzerinde değildir. Kopmaları kaynakların çoğunda 1700 yılına tarihlenir ve başlardan birine ait parça İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonundadır. Salon düzenlemeleri değiştiği için parçanın sergide olup olmadığını müzenin güncel duyurusundan kontrol etmek gerekir.

Sultanahmet Meydanı'na tramvayla nasıl gidilir?

T1 Kabataş-Bağcılar hattının Sultanahmet istasyonunda inilir; istasyon Gülhane ile Çemberlitaş arasındadır ve meydanın kuzey ucuna açılır. Deniz yolundan gelenler Eminönü iskelesinden aynı hatta binip Sirkeci ve Gülhane'den sonra üçüncü durakta iner.